BABACAN1717 ŞİİR SİTESİDİR TIKLA
BABACAN1717 GEZGİNBABACANTR.GG ŞİİR SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
radyo dinle
English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

BABACAN1717 17
   
 
  Stresi Azaltan Besinler
Haber365 Ana Sayfa» Sağlık» Stresi Azaltan Besinler
Stresi Azaltan Besinler
27.09.2011 Salı 14:38
 
İngiliz beslenme uzmanı Amanda Ursell, yaz mevsimin bitmesinin ardından başlayan yoğun tempolu iş ve okul dönemindeki stresi azaltmak için belli başlı gıdalar önerdi.

1- Protein açısından zengin kırmızı et, balık, yumurta, tavuk, süt ürünleri, bakliyat, yulaf ezmesi, tam tahıllılar, makarna, sebze ve meyve, enerjinin yavaş yayılmasını sağlayarak iştahın hızlanmasını önlüyor.

2- Kırmızı et, yağlı balık, fıstık, koyu yeşil sebzeler ve kahvaltı gevrekleri, demir eksikliğinden kaynaklanan yorgunluk hissi, dikkat eksikliğini dengelemeye yardımcıdır.

3- Stres seviyesi, fazla kafein alımıyla da yükselir. Geç saatlerde alındığında uyku düzenini de bozan kafeinli içecekler, nabız ve tansiyonu yükselterek sinir sistemini zorlayıcı etki eder.

4- Vücudun çok az susuz kalması bile strese yol açabilir. Bol su, bitkisel çaylar, kafeinsiz kahveler ve şekersiz hafif içecekler öneriliyor.

5- Kalsiyum ve magnezyum içeren gıdalardan süt, kalkan, kaju, ıspanak, yulaf ve fıstık ezmesi, bakliyat ve patates kasları rahatlatır, sinir sistemi ve tansiyon dengeleyicidir.

  Haber365 Ana Sayfa» Sağlık» Her Derde Deva Çorba
Her Derde Deva Çorba
28.09.2011 Çarşamba 21:08
Bu Habere 0 Yorum Yapıldı
Bu Haber 10 Defa Okunmuştur
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Temiz, vitamin ve mineraller yönünden zengin olan tarhananın şifa kaynağı olduğunu söyledi.
 
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Temiz, yaptığı açıklamada, tarhananın içinde bulundurduğu çeşitli liflerden dolayı yüksek kolesterol, kalp krizi, kolon kanseri, obezite, yüksek tansiyon, hemoroid ve damar hastalıklarının azaltılmasında etkili olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Temiz, tarhanada bulunan proteinlerin vücut için gerekli olan bazı aminoasitleri bolca ve dengeli olarak içerdiğini belirterek, “Tarhana, vücudumuzun mikroplara karşı dirençli olması açısından önemli olan vitaminler ve mineraller yönünden zengindir. Tarhanada özellikle B vitaminleri bol miktarda
bulunur. Kepeği uzaklaştırılmamış undan yapılan tarhanalardaki B vitaminleri içeriği kepeksiz undan veya göceden (kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday) yapılan tarhanalara göre daha yüksektir. Kalsiyum, demir ve çinko ise tarhanada bol bulunan minerallerdir” dedi.

Gıdalarla alınan proteinlerin vücuda yararlı olabilmesi için ilk aşamada mide ve bağırsaklarda sindirilerek aminoasitlere kadar parçalanması gerektiğini kaydeden Temiz, “Aminoasitler bağırsaklardan kolayca emilir ve vücuda yarar sağlar. Sindirilemeyen proteinler ise dışkıyla dışarı atılır ve vücut bu proteinlerden yararlanamaz. Tarhananın bileşimine yoğurt ve bitkilerden kaynaklanarak dahil olan laktik asit bakterileri tarhanadaki proteinleri belli ölçülerde aminoasitlere parçalayarak tarhanayı sindirimi kolay gıda şekline dönüştürür. Böylece aminoasitler tarhana ile vücuda hazır olarak girerler ve bağırsaklardan kolayca emilerek vücuda yarar sağlar. Buna bağlı olarak tarhananın besleme değeri artmış olur” diye konuştu.

Proteinlerin sindiriminin özellikle bebekler ve yaşlılar için çok önemli olduğuna işaret eden Temiz, bebeklerde sindirim enzimlerinin yetersiz olduğunu, yaşlılarda ise sindirim enzimlerinin çalışmasının yavaşladığını, bu nedenle tarhananın bebekler ve yaşlılar için tüketimi özendirilecek, sindirimi kolay besleyici bir gıda olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Temiz, tarhananın buğday unu veya göce adı verilen kepeksiz buğday yarmasına yoğurt, maya, domates, biber ve soğan gibi çeşitli sebzelerle nane, dereotu ve çörtük gibi çeşitli aromalı otlar ve tuz eklenip yoğrularak elde edilen hamurun 1-5 gün süreyle fermantasyona bırakılması ve ardından kurutulmasıyla elde edilen sağlıklı, sindirimi kolay, beslenme değeri yüksek ve dayanıklı geleneksel bir fermente Türk gıdası olduğunu söyledi.

Tarhananın Türk kavimleri tarafından çok eski çağlarda üretilip tüketildiğinin tahmin edildiğini kaydeden Temiz, Orta Asya'dan göç eden Türklerle birlikte Anadolu'ya geldiğini ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de İran ve Irak gibi imparatorluğa yakın komşu doğu ülkelere ve Rumeli üzerinden Macaristan ve Yunanistan gibi batı ülkelerine yayıldığının kabul edildiğini belirtti.

Temiz, Türklerle ırk yakınlığı bulunan Macarların tarhanayı Macaristan'a ve Finlandiya'ya kadar taşıdıklarını belirterek, bugün Suriye, Filistin, Ürdün, Lübnan ve Mısır gibi Yakındoğu ülkelerinde “kishk”, İran ve Irak'ta “kushik” veya “kushuk”, Türkistan'da “göce”, Yunanistan'da “trahanas”, Macaristan'da “tahonya”, Finlandiya'da ise “talkhuna” ismiyle tarhanaya çok benzeyen gıdalar üretildiğini bildirdi.

Bileşimine katılan maddeler ve üretim tarzındaki değişiklikler nedeniyle tarhananın bölgelere göre çeşitlilik gösterdiğini kaydeden Temiz, genellikle İzmir, Manisa ve Burdur yöresinde yapılan un tarhanasının büyük bir kazanın dibine “tarhana otu” adı verilen aromalı otun yerleştirilmesiyle yapıldığını söyledi.
Ege Bölgesi'nin farklı yörelerinde üretilen un tarhanalarına tarhana otu yerine nane, un yerine irmik konulduğunu, un ve maya karışımına mercimek ve nohut da eklenebildiğini belirten Prof. Dr. Temiz, Tokat, Sinop, Edirne ve Tekirdağ gibi bazı illerde süt, un ve yumurta karıştırılarak “sütlü tarhana” yapıldığını ifade etti.
Temiz, Kahramanmaraş ve köylerine özgü firiğin (yarı kurumuş tarhana) özellikle çocuklar tarafından ceviz içiyle birlikte çiğ olarak tüketildiğini, tamamen kurutulmuş tarhananın ise kış boyunca çorbalık ve çerez olarak değerlendirildiğini söyledi.



            YIKLA
Bitkisel Prostat Tedavisi dogalprostattedavisi.com/prostat
Prostat Rahatsızlığına Doğal Çözüm Rahatsızlık Geçmezse Paranız İade



       TIKLA


Kok Hucre Tedavisi KokHucreileTedavi.com
Hastalar simdi yardim aliyor Kok Hucre nasil yardimci olabilir


  •  
  •  
  •  
  •  

Genç ve dinç olmak için maydanoz

Genç, zinde ve dinç görünmek, cildinize canlılık, güzellik ve tazelik kazandırmak mı istiyorsunuz?

21.10.2011 - 14:32
 

 

Genç,zinde ve dinç görünmek, cildinize canlılık, güzellik ve tazelik kazandırmak, vücudunuzdan toksin atmak, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlara karşı direnç arttırmak, dolaşım bozukluğu yaşamadan kilo vermek, ruh sağlığınızı güçlendirmek istiyorsanız..Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun ‘maydanoz ve beyaz lahana kürünü’ uygulayın.

Kökleri hariç, saplarıyla birlikte 15-20 tane taze maydanozu havanda iyice ezin, üzerine yarım limon sıkın. İyice karıştırdıktan sonra sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tüketin, üzerine bir bardak su için.

On beş gün ara vermeden her sabah bu kürü uygulayın.

Sonra bir hafta ara verin. Bir hafta aradan sonra tekrar on beş gün aynı şekilde kürü uygulayın. Dört-beş ay sonra duruma göre bu kürü aynı şekilde tekrar edebilirsiniz.

Daha önce uyguladığı taze sıkılmış havuç kürü ile Alzheimer’ı yüzde 30 oranında iyileştiren, depresyona karşı ıspanak kürü öneren, prostat ve üriner sistem için brokoli kürünü tavsiye eden Prof. İbrahim Saraçoğlu, ‘gençlik’ için ‘maydanoz ve beyaz lahana kürü’ hazırladı.

Bitkilerin barındırdığı ve insan sağlığını etkileyen aktif maddeler üzerinde yaptığı çalışmaları uluslararası alanda kabul gören Profesör İbrahim Saraçoğlu, genç görünmek, zinde ve dinç olmak, cildinize canlılık, güzellik ve tazelik kazandırmak, vücudunuzdan toksin atmak, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlara karşı vücudunuzun direncini artırmak, dolaşım bozukluğu yaşamadan bir miktar kilo vermek, hatta ruh sağlığınızı güçlendirmek için özel iki kür hazırladı.

Profesör Saraçoğlu, maydanoz ve beyaz lahananın etkilerini yazdıktan sonra biran durup düşünmek zorunda kaldığını, bu kadar çok çarpıcı özelliğin bir arada olmasının okuyucuya abartılı gelebileceğini söylüyor. Saraçoğlu, maydanoz ve beyaz lahananın özelliklerini alt alta sıraladığında bu endişesinin yersiz olduğuna inandığını da dile getiriyor.

Gençlik formülünün yer aldığı bu dosyada İbrahim Saraçoğlu’nun maydanoz ve beyaz lahana kürünün yanında, Avrupa Anti-Aging Derneği Başkan Yardımcısı Hasan İnsel’in daha genç kalmak için uyulması gerekli altı altın kuralı ve Amerikan Hastanesi Diyetisyeni Tuğçe Aytulu’nun, daha sağlıklı ve gençlik için gerekli besinleri içeren listesini bulabilirsiniz.

Ancak, önemli bir noktayı hatırlatmakta yarar var. İbrahim Saraçoğlu’nun verdiği iki kürün herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yok. Eğer, bir rahatsızlığınız var ise doktora gitmelisiniz. Haberimizde yer alan kürleri ise destekleyici ve yardımcı tedavi olarak uygulayabilirsiniz.

Profesör İbrahim Saraçoğlu maydanoz kürünü anlatıyor..

“Maydanoz yemek yetmez kürü uygulanmalı”

Maydanozun, gençleştirme, cilt tazeliğinin, güzelliğinin geri kazanılmasında ve korunmasında rolü büyüktür. Maydanoz bu gücünü, içerdiği etkin maddelerin özellikle karaciğer metabolizması üzerindeki olumlu etkisinden ve tüm vücuttan yabancı kimyasal maddeleri (xenobiotica) atabilme özelliğinden alır. Sağlıksız çalışan karaciğer metabolizması, cildin yavaş yavaş tazeliğini, güzelliğini ve canlılığını yitirmesine ve kişinin yorgun görünmesine, diğer organlarının olumsuz etkilenmesine neden olur.

Maydanoz kürü’ vücudu yabancı kimyasallardan arındırır. Böylece karaciğerin sağlıklı çalışmasında etkin rol oynayarak kişinin daha genç, daha sağlıklı, dinç ve zinde olmasında etkili olur. Maydanoz, karaciğerde bulunan glutathione-S-transferaz (GST) enziminin aktivitesini yükseltir. GST enzimi, gerek besinler yoluyla gerekse de solum yoluyla aldığımız zararlı kimyasal maddeleri zararsız hale dönüştürür.

Bu kürü uygulayanlar kısa zamanda çok başarılı sonuçlar alabilirler. Bunun nedeni, maydanozun insan metabolizması üzerindeki etkilerinin çok hızlı oluşmasıdır. Maydanoz, doğru şekilde uygulandığı taktirde mucize yaratan bir bitkidir. Yemeklerinizde veya salatanızda bolca maydanoz kullanmanızın bir beslenme şekli olduğunu, kesinlikle bir kür olmadığının bilinmesi gerekir. Çünkü, salatanın içindeki tuz, baharat ve ekşi (limon, sirke v.b.) maydanozun etkin maddeleri ile reaksiyona girerek istenilen sonucu almamıza engel olmaktadır. Kür, her bitkinin kendine özgü ve amaca uygun olarak hazırlanması ve kullanılmasıdır.

Günümüzde tükettiğimiz hiç bir besin saf değil. Tükettiğimiz et, sebze ve meyveler, içtiğimiz su, soluduğumuz hava kontamine (kirli) olmuş durumdadır. Kullanılan zirai ilaçlar, hormonlar, transgen tohumlar (genleri ile oynanmış tohumlar), besinlere ilave edilen koruyucu katkı maddeleri, fabrika bacalarından ve araçların motorlarından çıkan egzoz gazları, sonuçta hep insana geri dönen kirlilik kaynaklarını oluşturmaktadır. Kimyasalların zamanla organlardaki birikimi hem hastalıklara karşı direnci zayıflatır hem de organ şikayetlerinin daha erken ortaya çıkmasına neden olur

Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net
 
Defteri Okumak İçin Deftere Yazmak İçin BABACAN1717SİİR SİTESİ
BABACAN1717 GEZGİNBABACANTR.GG ŞİİR SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ
BABACAN1717SİİR SİTESİ SİTEYE GİRENLERİN GİRDİĞİ YERLERDİR http://www.babacan1717.tr.gg